İsrail Asıllı Türk Sanatçı Kim? Kimlik, Bellek ve Sanatın Kesişiminde Bir Merak Şunu itiraf edeyim: “İsrail asıllı Türk sanatçı kim?” diye sorulduğunda içimde hem bir merak hem de tatlı bir gerginlik uyanıyor. Çünkü bu soru, yalnızca bir kişiyi aramaktan ibaret değil; kimliğin katmanlarını, göçün izlerini, belleğin yaralarını ve sanatın şifasını birlikte konuşmaya davet ediyor. Hadi gelin, bu merakı birlikte açalım; sanki aynı masada oturmuşuz, çaylarımızı tazelemişiz, müzik fonda usul usul akarken sohbet ediyoruz. Sorunun Kökeni: Neden “Kim?” Diye Soruyoruz? “Kim?” sorusu genellikle bir isim, bir yüz ve bir biyografi bekler. Ama bu kez “kim” dediğimizde, kimlik de kapıdan içeri giriyor.…
12 YorumEtiket: bir
Zırh İngilizcesi Ne? Modern Çağın Şövalyelerine Rehber Bazen kelimeler bir zırh gibidir. Bizi korur, savunur, hatta bazen savaş bile kazandırır. Ama iş “zırh” kelimesinin İngilizcesini bulmaya geldiğinde, nedense hepimizin aklına önce “Iron Man” gelir. Oysa sevgili okuyucu, “zırh”ın İngilizcesi o kadar da süper kahraman işi değil: Armor (Amerikan İngilizcesi) ya da Armour (Britanya İngilizcesi) diyerek konuyu netleştirelim. Armor mu Armour mu? Kahramanlığın Dilbilgisi Hali Öncelikle küçük ama önemli bir ayrıntı: Amerikalılar bu kelimeyi “armor” diye yazar ve söylerken, İngilizler asil duruşlarından ödün vermeyip “armour” yazmayı tercih eder. Tıpkı “color/colour”, “honor/honour” tartışmaları gibi… Ama ister ‘u’lu ister ‘u’suz olsun, anlam değişmez:…
8 YorumHasım mı Hısım mı? Tarihin Derinliklerinden Bugüne Bir Bakış Bir tarihçi olarak, geçmişin izlerini takip etmek bazen sadece olayları kronolojik bir sıralamayla anlatmak değil, aynı zamanda insanların zihnindeki kalıpların nasıl şekillendiğini anlamaya çalışmaktır. Bazen bu kalıplar, dilin içindeki en basit kavramlarda bile saklıdır. Bugün, “Hasım mı hısım mı?” sorusuna odaklanarak, sadece iki kelimenin anlamını tartışmayacağız; aynı zamanda bu kelimelerin tarihsel süreçler ve toplumsal dönüşümlerle nasıl şekillendiğine dair derin bir analiz yapacağız. Tarihsel Bağlamda Hasım ve Hısım Dil, bir toplumun yaşadığı toplumsal dönüşümlerin ve kırılma noktalarının izlerini taşır. “Hasım” ve “hısım” kelimeleri de, birbirinden oldukça farklı anlamlar taşımasına rağmen, kökenlerinde benzer…
12 YorumSafranbolu Evleri Neden Taş ve Ahşaptan Yapılmıştır? Geçmişin Aklı, Bugünün İlhamı, Yarının Yol Haritası Samimi Bir Giriş: Taşın Sükûneti, Ahşabın Sıcağı Bir kahveni kap gel; bugün birlikte Safranbolu sokaklarında dolaşıp “Neden bu evler taş ve ahşapla örülmüş?” sorusunu içtenlikle masaya yatırıyoruz. Bu sadece bir malzeme tercihi değil; iklimle yapılan sessiz bir anlaşma, coğrafyayla kurulan kadim bir diyalog, toplumsal hayatla örülü bir tasarım kararı. Her köşe, her cumbanın altında yüzlerce yılın aklı saklı. Hadi, katman katman açalım. Coğrafya Konuşur: Taşın Ağırlığı, Ahşabın Esnekliği Safranbolu evleri, vadilerin serinliğini ve yamaçların rüzgârını iyi tanır. Zeminde taş kullanımı, toprağın nemine ve zemin basınçlarına karşı…
12 YorumNazar Hançer Kimdir? Spor, Kültür ve Köprü Kurucusu Bir Yaşam Öyküsü Merhaba dostlar, bugün paylaşmak istediğim insan hikâyesi, sıradan bir başarı öyküsü değil; köprüler kuran, toplumlararası diyalogun somut adı olmuş biriyle ilgili. Nazar Hançer’in hayatı, spordan kültüre, toplumdan kimliklere uzanan karmaşık ama aynı zamanda dokunaklı bir mozaik. Gelin birlikte adım adım keşfedelim. Doğuş, Gençlik ve Sporla İlk Temas Nazar Hançer, 1947 yılında Sivas’ın Gemerek ilçesine bağlı Dendil köyünde doğmuştur. ([Agos][1]) Ermeni kökenli bir aileden gelen Hançer, hem yerel topluluğunun hem de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin sembol isimlerinden biri haline gelecek yolu bu topraklarda attı. Eğitimini Karagözyan ve Surp Haç Tıbrevank Lisesi’nde tamamlamıştır.…
8 YorumGüve Neyi Sever? Kültürlerin Derin Katmanlarında Bir Antropolojik Yolculuk Bir antropolog olarak her zaman şu sorunun peşindeyim: Kültür dediğimiz şey, yalnızca insanların mı ürünü, yoksa doğanın sessiz ortakları da bu hikâyede pay sahibi mi? İşte güve tam da bu sessiz ortaklardan biridir. Kültürlerin değişen dokularına, insanların yaşam tarzlarına ve sembollerine sinmiş küçük bir tanık… “Güve neyi sever?” sorusu, yalnızca biyolojik bir merak değil, aynı zamanda insanların tarih boyunca sahip olduklarına, sakladıklarına ve unuttuklarına dair bir kültürel sorgudur. Gelin, bu küçük canlıyı sadece bir haşere olarak değil, insan topluluklarının görünmeyen bir aynası olarak inceleyelim. Ritüeller ve Saklama Kültürü: Güvenin Antropolojik Anlamı…
12 YorumZamanın Ufkunda Bir Soru: Güneş En Son Hangi İlde Batar? Tarih, yalnızca geçmişin tozlu sayfalarında değil, her gün batımında yeniden yazılır. Her akşam ufuk çizgisinde kaybolan güneş, insanlığa zamanın döngüsünü hatırlatır: bir günün bitişi, yeni bir tarihin başlangıcıdır. Bir tarihçi için bu olay, sadece astronomik bir olgu değil, medeniyetin ritmini anlamanın bir anahtarıdır. Bugün, basit gibi görünen ama hem coğrafi hem de kültürel derinliği olan bir soruya eğilelim: Güneş en son hangi ilde batar? Coğrafyanın Tarih Üzerindeki Gölgesi Zaman, coğrafyayla birlikte akar. Türkiye, doğudan batıya uzanan geniş bir ülke olduğu için güneşin doğuşu ve batışı her ilde farklı bir zamanda…
12 YorumMerhaba sevgili okur, Bugün seninle sadece bir kelimenin anlamını değil, geleceğin şekillenmesinde o kelimenin nasıl bir anahtar rol üstlenebileceğini konuşmak istiyorum. Belki de hiç üzerinde düşünmediğin bir kelime: “Kanıksamayan.” Bu kelime, kulağa küçük bir detay gibi gelebilir ama aslında geleceğin liderlerini, yenilikçilerini ve değişim mimarlarını ayıran en önemli özelliklerden biridir. Gel, birlikte bu kelimenin derinlerine inelim ve geleceğe dair hayal gücümüzü serbest bırakalım. Kanıksamayan Ne Demek? Direncin ve Değişimin Gücü “Kanıksamayan”, herhangi bir durumu, olayı ya da gerçeği sıradanlaştırmayan; ona alışmayan, onu kabullenmeyen kişi anlamına gelir. Bu kelime, bir tür zihinsel direnci ifade eder. Değişmeyen şeylere boyun eğmeyen, yanlışlara alışmayan,…
14 YorumThe King’s Man 3: Edebiyat Perspektifinden Bir Bekleyiş Kelimenin gücü, bir anlatıdaki her cümlede, her kelimede gizlidir. Anlatıların dönüştürücü etkisi, insan zihnini şekillendirir, toplumsal değerleri sorgulatır ve yeni evrenler yaratır. Edibin kalemi, bu evrenin yaratıcısıdır; her satır, yeni bir dünya kapısını aralar. Sinema da, edebiyatın bu büyüsünü taşır. Ancak film ile edebiyat arasındaki fark, görsellik ve sesin gücünün, kelimenin soyutluğunu somutlaştırmasıdır. Bir film, bir kitabın yarattığı atmosferi aktarırken, izleyiciye yalnızca metnin değil, yönetmenin gözünden bir anlatı sunar. Bu bağlamda, The King’s Man serisi, edebiyatın soyut etkisini sinemanın somut dünyasına taşıyan önemli bir yapımdır. Ancak, The King’s Man 3’ün çıkışı merak…
6 YorumKan Hastalıkları İçin Hangi Doktor? Bir Yolculuğun Hikâyesi Bazı yolculuklar, bir damla kanla başlar. Ve o yolculuk, bazen bizi hiç beklemediğimiz bir güce, umuda ve bilgeliğe götürür… Bir Teşhisin Ardından Başlayan Yol Elif ve Murat, uzun yıllardır evli, sıradan ama huzurlu bir hayat süren bir çiftti. Murat bir mühendis, Elif ise öğretmendi. Murat, sorunlara çözüm odaklı yaklaşan, mantığıyla hareket eden bir adamdı. Elif ise duygularıyla düşünen, insanları anlamaya çalışan empatik bir kadındı. Birbirlerini bu kadar iyi tamamlamalarının nedeni de belki buydu. Günlerden bir gün, Murat sabah işe gitmek üzere hazırlanırken aynada solgun bir yüz fark etti. Yorgunluk, halsizlik ve baş…
10 Yorum